Gerçek İmanın Doğası

Bugün kiliseler kendilerini kurtarmayan imana sahip insanlarla dolu durumdadır. Yakup bunu ‘ölü iman’ olarak adlandırarak, imanlarının boş olduğunu söyler (Yakup 2:17, 20, 26). Pavlus, Korint kilisesinin imanlarının gerçek olup olmadıklarını, kendilerini test etmelerini istedi (2. Korintliler 13:5). Pavlus’un zamanında olduğu kadar, günümüz kiliselerimizdeki insanların kendi imanlarını teste tabii tutması ve kandırılmadıklarına emin olmaları ne kadar daha da fazla önemlidir.

Fakat nereden başlamalıyız? Gerçek ile boş imanı hangi kriterlere göre ayırabiliriz? Gerçek imanın ayırt edici işaretleri nelerdir? Bugün popüler olan kişinin imanını test edebileceği çeşitli bir çok test veya standartlar mevcut olması şaşırtıcı derece de fazladır. İmanın gerçekliğini kanıtlayıcı testlere bakmadan önce, imanın ne gerçek ne de sahte olduğunu kanıtlayamayan testlere bakalım.

İşte, imanın gerçek olup olmadığını kanıtlamada kullanılamayan 7 adımlık listeye bakalım. Hrisityan biri bu listedekilere sahip olabilir veya Hristiyan olmayan biri de bunların tümüne sahip olabilir. İmanın varlığını ne kanıtlayan ne de yoksayan bu listeyi bilmek, sizin kandırılmamanız için önemlidir.

Kurtaran imana sahip olup olmadığınızı test etmede kullanılamayan yedi koşul.

1. Ahlaklı Görünmek

Bazı insanlar sadece iyi insan olarak görünür. İnsanlarla ilişkilerinde dini, ahlaklı, dürüst ve güvenilir olabilirler. Başkalarına karşı şükran dolu, sevgi dolu, yumuşak ve nazik görünürler. Erdemleri ve ahlakları dışarıdan rahatça anlaşılabilir. İsa’nın zamanındaki Ferisiler (Din Bilginleri) dışsal ahlaklarına güvenerek kurtulacaklarını ümit ediyorlardı ve buna rağmen Mesih’in en sert sözleri tam da onların güvendikleri şey için onlara yöneldi.

Dışsal ahlaka sahip olan birçok kişi Tanrı’nın içten sevgisine ilişkin hiçbir şey bilmezler. Sahip oldukları iyi işlere rağmen, gerçek Tanrı’ya ve O’nun yüceliği için yaşamaya ilişkin hiçbir şey bilmezler. Kişinin yaptıkları veya başlattığı ancak yarım bıraktığı Tanrı’yı içermez. Tanrı dışında herkesle ilişkilerinde sadık ve şükran doludurlar. Tanrı’nın dışında kimseyle kibirli ve kınayarak konuşmazlar. Tanrı’nın dışında kimseden çalmazlar. Tanrı’nın dışında herkesle iyi ilişkileri vardır. Sanki genç zengin yönetici gibi, “Bunların hepsini yerine getirdim, daha ne eksiğim var?” der. Odakları ahlaklı görünmektir, fakat bu görünür ahlak kurtuluş anlamına gelmek zorunda değildir. İsa, Ferisiler’den birine, “yeniden doğmalısın” dedi (Yuhanna 3:6), “dıştan ahlaklı olmalısın/görünmelisin” demedi. İnsanlar yeniden yaratılma yerine, yaptıklarını reform ile “temizler”. Reformun kendisi kurtuluşun işareti değildir.

2. Entellektüel Bilgi

Yanlış yola sürükleyen diğer bir koşul entellektüel bilgidir. İnsanlar gerçeğin bilgisine sahip olup, gerçeği anlayabilir ancak hala kurtulmamış olabilir. Kurtuluş için gerçeğin bilgisinin gerekmesine ve kurtuluşun bir meyvesi olan ahlaklı görünmeye rağmen, bu koşullara sahip olan herhangi bir kişinin gerçek kurtaran imana sahip olduğu anlaşılmamalıdır. İnsanlar Tanrı hakkında, İsa hakkında herşeyi bilebilir, İsa’nın O olduğuna, dünyaya geldiğine, çarmıhta öldüğüne, dirildiğine, tekrar geleceğine ve hatta Mesih’in yaşamına ilişkin birçok detayları bilebilir ve hala O’na sırtını dönebilir.

İşte İbraniler’in yazarı, İbraniler 6:4-6’ya ilişkin uyarmaktaydı. Kilisede Tanrı’ya ilişkin herşeyi bilen ve müjdenin gerçeklerini anlayan insanlar vardı. Müjdenin gerçeğine ilişkin tecrübelere bile sahiptiler. İnsanların yaşamlarında Kutsal Ruh’un hizmetini/işlerini görmelerine, tüm bunları bilmelerine rağmen, Mesih’i reddetmenin ve yoldan dönmenin ağır tehlikesi içinde kaldılar.

İbraniler 10’nun yazarı bu tür insanın gerçeği bilmesini fakat inanmamasını Mesih’in kanını ayaklar altına almak olarak anlatır. Kutsal Yazıları bilen fakat Cehennem yolunda olan çok insan var. Bir insan gerçeğin bilgisi olmadan kurtulamaz, fakat sadece gerçeğin bilgisini bilmek de kimseyi kurtarmaz.

3. Dini aktivitelere katılmak

Dini aktivitelere katılmak gerçek bir imanın kanıtına sahip olmak anlamına gelmez. Pavlus’a göre Tanrısallığın gücünü reddeden fakat Tanrısallığa dıştan sahip insanlar (sadece bir dışsal görünüm) vardır. Boş, şekilci dine sahiptirler. İsa bunu Matta 25’teki On kız benzetmesini anlatarak betimledi. Mesih olan güvey’in gelişini beklediler ve beklediler ve beklediler. Uzun zaman beklemelerine rağmen, Mesih geldiğinde içeri giremediler. Kandillerindeki yağ dışında herşeyleri vardı. En gerekli şey eksikti. Muhtemelen yağ yeni yaşamın sembolüdür; yani Kutsal Ruh’un içimizde olması. Onlar yeniden doğmamıştı. Dini aktivitelere katılmışlardı fakat yeniden doğmamışlardı. Bir kişi ahlaklı görünebilir, gerçeği bilebilir, dini aktivitelere katılabilir ve hala gerçek kurtaran imana sahip olmayabilir.

4. Hizmette aktif olmak

Aktif ve hatta halka hizmette bulunup, ve hala gerçek imana sahip olunmayabilir. Balam sahte olduğu sonradan anlaşılan bir peygamberdi (Yasanın Tekrarı 23:3-6). Tarsuslu Saul (sonradan elçi olan Pavlus) Hristiyanları öldürdürken Tanrı’ya hizmet ettiğini zannetti. Yahuda İskaryot, Mesih’in öğrencilerinden biri ve halka vaaz eden biri olması dışında sahteydi. Matta 7:22-23’te İsa, “O gün birçokları bana diyecek ki, `Rab! Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok mucize yapmadık mı?' O zaman ben de onlara açıkça şöyle diyeceğim: `Ben sizi hiç tanımadım. Çekilin önümden, ey kötülük yapanlar!'”

İsa’nın konuştuğu kişiler halk içinde hizmet eden aktif kişilerdi fakat İsa onları tanımadığını söyledi. Bunlar ayıltan sözler gerçekten.

5. Günahlı olduğunu farketmek

Tek başına günahlı olduğunu kabul etmek bile kurtuluşun varlığını garantilemez. Dünyamız kendini suçlu hisseden insanlarla doludur. Hatta birçokları kendilerini günahlarından dolayı kötü hisseder. Feliks Pavlus’un vaazından dolayı kendini suçlu hissetti, fakat hiçbir zaman putlarını terketmedi veya Tanrı’ya dönmedi (Elçilerin İşleri 24:24-26). Kutsal Ruh insanları günah, doğruluk ve yargı konusunda ikna etmekte, fakat birçokları gerçek tövbe ile yanıtlamamaktadır. Birçokları günahlarını itiraf edebilir ve hatta kendilerini suçlu hissettikleri şeyleri terkedebilir. Onlar, “ Bu şekilde yaşamaktan hoşlanmıyorum. Değişmek istiyorum” derler. Yollarını değiştirebilir fakat gerçek kurtaran imana sahip olamayabilirler. Bu dışsal reformdur, içsel yeniden yaratılış değil. Günahları itirafın hiçbir derecesi, gerçek imanın kanıtı olamaz. Hatta cinler bile günahlı olduklarını bildikleri için titremelerine rağmen kurtulmadılar (Yakup 2:19).

6. Kurtulduğunu Hissetmek (Kurtulacağına ilişkin kendine güven)

Kurtulmuş olduğunu hissetmek, gerçekten kurtulduğunuzu garantilemez. Biri şöyle söyleyebilir, “Peki, Ben Hristiyan olmalıyım çünkü öyle hissediyorum. Sanıyorum Hristiyanım.” Bu hatalı sonuca varmadır. Eğer düşünmek birini bir Hristiyan yapıyorsa, o zaman kimse aldatılamaz. Ve bundan sonra, tanımdan dolayı Hristiyan olmayan kişilerin aldatılması imkansız olacaktır. Bu fikir, Şeytan’ın aldatıcılığıyla birarada olamaz. Şeytan milyonlarca dini insanı, kurtulmamalarına rağmen, kendilerinin kurtulduklarına inandırarak kandırdı. Kendi kendilerine şunu söyleyebilirler, “Tanrı beni yargılamayacak. Kendimi iyi hissediyorum. Güvenim var. Ben iyi insanım, fena değilim”. Fakat bu ille de birşey anlamına gelmez.

7. Karar Zamanı (Karar Vermek)

Çoğu zaman insanlar şöyle söyler: “Peki, Ben Hristiyan olduğumu biliyorum, çünkü bir kartı imzaladığımı hatırlıyorum,” veya “Dua ettiğim zamanı hatırlıyorum” veya “kiliseye gittiğimi hatırlıyorum” veya “kilisedeki çağrıya uyarak öne çıkıp dua ettiğimi hatırlıyorum”. Bir kişi ne zaman, ne yaptığını kesin olarak hatırlayabilir, fakat bu hiçbir şey anlamına gelmez. Kurtuluşumuz geçmişteki bir an ile onaylanamaz. Birçok kişi dualar etti, kilisede öne çıktı, kartlar doldurdu, dua odalarına gitti, vaftiz edildi ve gerçek kurtaran imana sahip olmadan kiliselere katıldı.

Bunlar kişinin varolan gerçek imanının varolup olmadığını kanıtlayamayan, genel olarak bilinen koşullar veya testlerdir. Peki o zaman gerçek imanın işaretleri nelerdir? Kişinin gerçek imana sahip olduğunu kesin olarak anlaması yardımcı olabilecek, Tanrı Sözünden sağlam kanıtlar var mı? Hamdolsun ki, kurtaran imanın gerçekliğini test edebileceğimiz en azından dokuz adet Kutsal Kitap prensibi vardır.

Gerçek kurtaran imana sahip olduğunuzu kanıtlayacak dokuz prensip.

1. Tanrı Sevgisi

Tanrıya karşı derin ve kalıcı sevgiye sahip olmak, gerçek kurtaran imanın en üstün kanıtlarından biridir. Bu problemin tam kalbidir. Romalılar 8:7’de “Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrı'ya düşmandır [nefret]; Tanrı'nın Yasasına boyun eğmez, eğemez de” der. Böylece, eğer bir insanın yüreği Tanrı ile düşmanlık içindeyse, kişide gerçek kurtaran imanın varlığına ilişkin bir iddianın temeli yoktur. Gerçekten kurtulmuş olanlar, Tanrı’yı sever, fakat gerçekten kurtulmamış olanlar Tanrı’ya ve O’nun hakimiyetine/takdirine içerlenir. İçsel olarak yaşamları için olan Tanrı’ya ve O’nun planına isyan ederler. Fakat yeniden doğmuş kişi Tanrı’yı tüm yüreği, canı, aklı ve gücü ile sevmeye yönelmiştir. O kişinin zevki Tanrı’nın sonsuz mükemmelliğindedir. Tanrı, o kişinin yenilenmiş canının ilk ve en yüksek arzusudur. Tanrı o kişinin mutluluğunun ve zevkinin temel ve ana kaynağı olur. Tanrı’yı izler ve Yaşayan Tanrı’ya susar.

Bununla birlikte, bu şekildeki Tanrı’ya yönelik, sadece Tanrı’nın görkemini arayan gerçek sevgi ile Tanrı’yı kişisel zevk ve kazancına odaklı gören, kendine hizmet eden Tanrısal sevgiyi ayırt etmeliyiz. Gerçek kurtaran iman, Mesih o kişiyi mutlu yapacağı için Mesih’e iman etmez. Tanrıyı gerçekten seven yürek, Tanrı’yı memnun etmeyi ve yüceltmeyi arar. İsa babasını ve annesini Mesih’ten daha fazla sevmesini, O’na layık olmadığını öğretti. Matta 10:37-39’da İsa şöyle söyledi: “Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven, bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven, bana layık değildir. Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, bana layık değildir. Canını kurtaran, onu yitirecek. Benim uğruma canını yitiren ise onu kurtaracaktır” (Matta 10:37-39).

O zaman şu sorular sorulmalıdır: Tanrı’yı seviyor musunuz? O’nun doğasını seviyor musunuz? O’nun görkemini seviyor musunuz? O’nun Krallığını seviyor musunuz? O’nun kutsallığını seviyor musunuz? O’nun arzusunu/isteğini seviyor musunuz? O’nu sevdiğiniz için O’na övgüler sunduğunuzda, yüreğiniz Tanrı’ya yaklaşıyor mu? En üstün Tanrı sevgisi, gerçek imanının varlığına ilişkin karar vermeye zorlar.

2. Günahından Tövbe Etmek

Tanrı’ya ilişkin uygun sevgi, günahtan nefreti gerektirir ve bu da günahları itirafa yönlendirir. Bu çok açıkça anlaşılır olmalıdır. Kim bunu anlayamaz ki? Eğer biz birini gerçekten seviyorsak, o kişi için en iyisini isteriz. Onların iyi olması bizim en büyük kaygımızdır. Eğer bir koca karısına, “Ben seni seviyorum fakat sana olanlarla birazcık ilgilenebilirim” derse, biz doğal olarak kocanın sevgisini sorgularız. Gerçek sevgi yöneldiği nesne için en yüksek iyiliği diler. Eğer biz Tanrı’yı seviyorum diyorsak o zaman O’nun nefret ettiği şeylerden nefret etmeliyiz. Günah Tanrı’ya küfretmektir. Günah Tanrı’yı lanetler. Günah Tanrı’nın işini ve Egemenliğini yok etmeye çalışır. Günah O’nun oğlunu öldürdü. Böylece eğer biri, “Ben Tanrı’yı seviyorum fakat günaha izin veriyorum/tolerans gösteriyorum” derse, o zaman o kişinin Tanrı’ya yönelen sevgisinin gerçekliğini sorgulamak için nedenlerimiz olur. Kişi Tanrı’yı yoketmeyi amaçlayan şeyden nefret etmeden Tanrı’yı sevemez. Bu nedenle Tanrı için gerçek sevgi kendisini itiraf ve tövbe ile açığa verecektir/çıkaracaktır. Tanrı’yı seven kişi günahından dolayı kederlenir ve Tanrı’ya onu itiraf etmeyi ve ondan kaçınmayı isteyecektir.

İmanımızı test ederken şunu sormalıyız: “Henüz ilgilenmediğim herşeyden kötü olan bir günahım var mı? Günah gerçekten olduğu gibi kötü ve acı birşey olarak bana görünüyor mu? Mesih’le yürüdükçe günahlarımı daha da çok görmeye başlıyor muyum? Günah canımı harap ettiği için mi yoksa sevdiğim Tanrı’ya karşı işlenmiş bir davranış olduğu için mi nefret ediyorum? Günahın kendisi mi beni kederlendiyor yoksa günahımın sonuçlarından dolayı mı kederleniyorum? Beni en çok günahımın sonucu mu yoksa günahın kendisi mi kederlendiriyor? Günahım sıkça görünerek bana fazla ve ağır geliyor mu? Kendi günahlarıma mı yoksa başkalarının işlediği günahlara mı daha çok kederleniyorum?” Gerçek kurtaran iman Tanrı’yı sever ve O’nun nefret ettiklerinden yani günahtan nefret eder. Bu davranışın sonucu gerçek tövbe olmalıdır.

3. Gerçek Alçakgönüllülük

Kurtaran iman kendini gerçek alçakgönüllükle gösterir. İsa, ruhta yoksul olanlara, yaslı olanlara, yumuşak huylu olanlara ve doğruluğa acıkıp susayanlara ne mutlu dedi (Matta 5:3-6) – tüm bunlar alçakgönüllülüğün işaretleridir. Matta 18’de İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliğine asla giremezsiniz ” dedi (Matta 18:3). Gerçek kurtaran iman küçük bir çocuk gibi alçakgönüllükle ve bağımlılıkla gelir. Kendisiyle dolu dolu olan (dolan) kişi değil, fakat kendisini reddeden hergün çarmıhını taşıyan ve Mesih’i izleyen kurtulur (Matta 16:24).

Eski Antlaşma’da görüyoruz ki, Rab kendisine kırık yürekle ve ezilmiş ruhla gelenleri kabul ediyor (Mezmur 34:18; 51:17; Yeşaya 57:15; 66:2). Yakup şöyle yazdı: “Tanrı kibirlilere karşıdır,ama alçakgönüllülere lütfeder” (Yakup 4:6). Kaybolan Oğul gibi kırık yürek ve alçakgönüllülükle Tanrı’ya gelmeliyiz. Babasına ne söylediğini hatırlayın- “Baba' demiş, `Tanrı'ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim” (Luka 15:21). Bu gerçek kurtaran iman, yaptığı dini başarılardan kendisiyle övünmez veya ruhsal başarılarıyla Tanrı’ya yaklaşmaz. Gerçek alçakgönüllülükle elleri boş olarak Tanrı’ya gelir.

4. Tanrı’nın Görkemine Adanmışlık

Gerçek kurtaran iman Tanrı’nın görkemine adanmışlıkla kendini gösterir. İnanlı ne yaparsa yapsın, ne yer ve içerse içsin, arzusu Tanrı’nın yüceltildiğini görmektir. Hristiyanlar yaptıklarını Tanrı’ya yücelik getirmek için yaparlar.

Hristiyanların bu alanda başarısızlığa uğrayıp uğramadığına ilişkin soru sormaya bile gerek yoktur çünkü başarızlığa uğramışlardır. Fakat Hristiyanın yaşamının yönü Tanrı’yı sevmeye, günahtan nefret etmeye, alçakgönüllülüğe ve kendini inkar ederek yaşamaya, değersizliğini anlayarak Tanrı’nın görkemine adanmışlığa yönelmiştir. Kişinin mükemmel bir yaşama sahip olması değil, yeniden doğduğunu kanıtlayan bir yaşama yönelişi gerçek kurtaran imanın kanıtıdır.

5. Sürekli Dua

Gerçek imanın işareti alçakgönüllü, boyun eğen ve inanan duadır. “Abba, Baba” diyerek haykırırız çünkü içimizdeki Ruh bizi buna yönlendirir. Jonathan Edwards bir kez şu başlıkla bir vaaz verdi: “İkiyüzlüler Gizli Dua’daki Yetersizdir”. Bu doğrudur. İkiyüzlüler insanların huzurunda dua edebilirler çünkü ikiyüzlülerin yaptıkları da budur. Arzuları insanları etkilemektir fakat onlar gizli duada başarısızdırlar. Gerçek inanlıların Tanrı’yla özel ve kişisel dua yaşamları vardır. Düzenli olarak dua yoluyla Tanrı’yla birlikte olmayı arzularlar.

6. Bencil olmayan Sevgi

Gerçek kurtaran imanın önemli bir karakteristiği bencil olmayan sevgidir. Yakup şöyle yazdı: “Komşunu kendin gibi sev» diyen Kutsal Yazı'ya uyarak Kralımız Tanrı'nın Yasasını gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz” (Yakup 2:8). Yuhanna, “Eğer bir kimse dünya malına sahip olur da kardeşini ihtiyaç içinde görüp şefkatini ondan esirgerse, o kimsede Tanrı'nın sevgisi nasıl yaşar?” (1. Yuhanna 3:17). Eğer Tanrı’yı seviyorsanız sadece O’nun nefret ettiklerinden nefret etmeyecek, O’nun sevdiklerini de seveceksiniz. “Biz kardeşleri sevdiğimiz için ölümden yaşama geçtiğimizi biliyoruz. Sevmeyen, ölümde kalır” (1. Yuhanna 3:14). Neden Tanrı’yı ve diğerlerini seviyoruz? Çünkü bu inanlının Tanrı’nın ona olan sevgisine yanıtıdır. “Biz ise seviyoruz. Çünkü önce O bizi sevdi” (1. Yuhanna 4:19). İsa, birbirimize olan sevgimizle O’nun öğrencileri olduğumuzu anlayacağımızı söyledi (Yuhanna 13:35).

7. Dünyadan Kendini Ayırması

Olumlu anlamda, inanlılar Tanrı’ya ve diğer inanlılara olan sevgileri ile bellidir. Olumsuz anlamda, bir Hristiyan dünyaya olan sevgisizliği ile karakterize edilir. Gerçek İnanlılar dünyanın arzularıyla yönetilenler değil, arzuları ve adanmışlıkları Tanrı’ya ve O’nun krallığına olanlardır.

1. Korintliler 2:12’de Pavlus şöyle yazdı, “Tanrı'nın bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrı'dan gelen Ruh'u aldık”. 1. Yuhanna 2:15’te şunu okuyoruz: “Dünyayı ve dünyaya ait şeyleri sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba'ya sevgisi yoktur” (1. Yuhanna 2:15). Gerçek kurtaran iman kişiyi - mükemmel şekilde olmadan - bu dünyaya ait olanları izlemekten koparır/ayırır. Hepimiz bu alanda başarısızlığa uğrarız, fakat inanlının yaşamının yönü yukarı olmalıdır. Canının Cennetin çekimiyle yukarı çekildiğini hisseder. Hristiyanlar karanlığın gücünden kurtarılmış ve O’nun Oğlunun egemenliğine aktarılmış kişilerdir. Bir İnanlı, Şeytan tarafından kontrol edilen dünya sisteminin kölesi olmamasıyla veya ona olan sevgisizliği ile anlaşılabilir (Efesliler 2:1-3; Koloseliler 1:13; Yakup 4:4).

8. Ruhsal Büyüme

Gerçek İnanlılar büyür. Tanrı kişide gerçek bir kurtuluş başlattığında, O işini bitirir ve mükemmelleştirir. Pavlus, Filipililere yazarken bu güveni ifade Filipililer 1:6’da ifade etti, “Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı'nın bunu, Mesih İsa'nın gününe dek bitireceğine güvenim vardır.”

Eğer gerçek bir Hristiyan iseniz, büyüyeceksiniz demektir - ve bu daha fazla Mesih’e benzemek demektir. Yaşam kendini üretir. Eğer yaşıyorsanız, büyüyeceksiniz demektir, başka yolu yok. İlerleyeceksiniz. Gelişeceksiniz. Ruh sizi bir görkemli seviyeden diğerine geçirecektir. Bu nedenle yaşamınıza dikkat edin. Yaşamınızda ruhsal büyüme görüyor musunuz? Yaşamınızda günah işleme sıklığının azaldığını görüyor musunuz? Yaşamınızda Tanrı’ya adanmışlık ve doğruluğun ilerleyişini görüyor musunuz?

9. İtaatkar Yaşam

İtaatkar yaşam, inanlılara seçenek olarak verilmemiştir. Tüm İnanlılar itaat yaşamına çağrılmışlardır. İsa kendisinde kalan her çubuğun meyve vereceğini öğretti (Yuhanna 15:1-8). Pavlus inanlılara şunu yazdı: “Çünkü biz, Tanrı'nın önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa'da yaratılmış olarak Tanrı'nın eseriyiz” (Efesliler 2:10). Bu itaatten bahseder. Bizler imanın itaatine yönelik/amacıyla kurtarıldık (1. Petrus 1:2’ye bakın).

İmanımızın gerçek olduğunu nasıl bilebiliriz? Yaşamınızı Tanrı Sözünün ışığında değerlendirin. Bu karakteristikleri yaşamınızda görüyor musunuz? Tanrı için sevginiz, günahtan nefret ediyor, alçakgönüllü, Tanrı’nın görkemine adanmışlık, kişisel ve özel dua yaşamı, bencil olmayan sevginiz, dünyadan kendinizi ayırmış, ruhsal büyüme ve itaat. Bunlar gerçek kurtaran imanın gerçek kanıtlarıdır.